Malatya Doğu Anadolu Turizm Nostaljisi
Tarihte olduğu gibi günümüzde de medeniyetleri buluşturan Malatya, eski çağlardan beri Anadolu ve Orta Doğu’nun geçit veren kavşak noktasında yer alıyor. Zengin su kaynakları ile geniş ve verimli ovalara sahip Malatya hem geçmişte hem de günümüzde birbirinden lezzetli meyvelerin yurdu olan bir şehir. Kendine özgü tat ve aroması, sarı ve turuncu güzel rengi, kadifemsi meyve etiyle her yaşta sevilen Malatya kayısısı elbette en bilineni. Binlerce yıldır doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden gelen yolcuların bir yorgunluk molası verdiği, konaklayıp dinlendiği Malatya, birçok şaire ilham kaynağı olmuş. Bizlere de mutlaka görülmesi gereken muazzam yerler kalmış.
4.
ROMA DÖNEMİ
Roma ordularının uğrak yeri haline gelen Malatya; kuzeyi güneye, doğuyu batıya bağlayan bir düğüm noktası üzerinde bulunuyordu. Fırat nehrinin doğu ile batıyı birbirinden ayırması, buranın önemini daha da artırmıştır. Bu bölgeye Romalılar iki lejyonlarını yerleştirmişlerdir. Bu lejyonlardan biri Melitene’ye (Malatya) gönderilerek görevlendirilen lejyon XII. Fulminita’dır. Diğeri ise Samosata (Samsat-Adıyaman) gönderilen lejyon XVI. Flavia’dır. Roma’nın 30 lejyonundan ikisini Fırat kıyısına yerleştirmesi bölgenin önemini gözler önüne sermektedir. Melitene’ye yerleştirilen XII. lejyon doğudaki Roma’nın en önemli askeri üslerinden biri olmuştur. Bu lejyonlar bölgede asayişi sağlayarak, Karadeniz’den Zeugma’ya kadar uzanan doğu hudutlarının bekçisi olmuştur. Romalıların XII. lejyonu buraya yerleştirmelerinin sebebi; buranın önemli bir yol kavşağında olması, Fırat’ın burada geçit vermesi, su kaynaklarının ve yiyecek depolarının bol olmasındandır. XII. lejyonun Malatya’da yerleştirilmesi ile Aslantepe’de bulunan şehrin yeri değiştirildi. Buranın 4 kilometre kuzeyine bugün Battalgazi ilçesi adı verilen yere kuruldu. Şehrin etrafı surlarla çevrildi. Şehir surları (M.S.98-117) Traianus döneminde yapılmıştır. Traianus zamanında, Melitene, Parth’lara karşı önemli bir sınır üssü olmuş, askeri yolların geçtiği bir geçit noktası haline gelmiştir. Romalılar döneminde sınır şehri olma özelliğini taşıyan Melitene’ye komşu devletler tarafından sürekli saldırılmıştır. Savaşlar sebebiyle yıpranan şehir surları, imparator Constantinus (M.S. 363) zamanında tamir ettirilerek genişletilmiştir.
Bütün Roma ülkesinde olduğu gibi Melitene’de de huzursuzluk ve isyanlar artmış, şehir sürekli el değiştirmiştir. Daha sonra Pers kralı Sapor’u Bizans imparatoru Valens yenerek bölgede Roma nüfuzunu yeniden sağlamıştır. Romalılar tarafından askeri bir karargâh olarak kullanılan Malatya’da o döneme ait eserler tahrip olduğundan günümüze ulaşamamıştır. Malatya Kültür Envanteri yüzey araştırmalarında özellikle Arapgir, Akçadağ, Arguvan, Darende, Doğanşehir, Hekimhan, Yazıhan, Yeşilyurt İlçelerinde çok sayıda kaya mezar odaları ve tümülüslerle karşılaşılmıştır. Yine Arapgir’in Esikli ve Gözeli Köylerinde (Kuyulan Mevkii) korunabilmiş durumda yol izleri tespit edilmiştir. Ayrıca Doğanşehir, Pütürge ve Hekimhan’da karşılaşılan kale yerleşimi kalıntıları ve yol güzergâhlarındaki ileri gözetleme alanları; Roma döneminde yerleşimle ilgili bilgiler vermektedir. Ancak bu dönemle ilgili daha yeterli veriler bilimsel kazı çalışmalarıyla ortaya konulabilecektir. Ulaşabilinen kültürel buluntular ve kalıntılar Malatya müzesinde sergilenmektedir. Theodosius Magnus (M.S. 379-382), 395’te imparatorluğu oğulları Arcadius ve Honorius arasında bölüştürmüş. İmparatorluğun doğusu Arcadius’a düşmüştür. Malatya, İmparatorluğun ikiye bölünmesinden sonra Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu içinde kalmış, bundan sonra da önemini sürdürmüştür.
BİZANS DÖNEMİ
Doğu Roma yönetiminde uzun yıllar kalan Malatya, yine bir askeri üs olarak kullanılmıştır. Bu süre içerisinde surlar, yeniden onarılmıştır. Fulminatris lejyonu adi verilen askeri karargâha Bizanslılar “Likandos” adını vermişlerdir. Bizans İmparatoru Akilleon (457-474) Malatya’yı İmparatorluğun 12. Temi olarak adlandırmıştır. 532 yılında İmparator Justinyanus zamanında şehir surları yeniden restore edilerek müstahkem hale getirilmiştir. Bunun zamanında Malatya, bir eyalet merkezi durumundadır. Bizanslılar, Malatya’yı Romalılardan daha çok geliştirmişlerdir. Şehrin su ihtiyacı, bugün olduğu gibi Derme Suyu olarak bilinen Gündüzbey su kaynaklarından karşılanmıştır.
Yörede Gündüzbey, Yeşilyurt, Yakınca, Banazı, Bostanbaşı ve Tecde adıyla bilinen yerleşim merkezlerinin Bizans döneminde kurulduğu sanılmaktadır. Çünkü bahsi geçen yerlerde Bizanslılardan kalma mozaikli havuz ve ev kalıntılarına rastlanmaktadır. Bunlardan birisi Tecde’de bulunan Zirai Araştırma İstasyonu meyve fidanlığının bulunduğu, alanda olduğu tespit edilmiştir. 1985 yılında sözü edilen yerde yapılan havuz çalışmaları kazısı sırasında yedi adet altın Bizans sikkesine rastlanmıştır. Bunlar Malatya müzesinde sergilenmektedir. Bir diğeri ise Yukarı Banazı (Konak) köyünün Horata adı verilen suyun yanında bir üzüm bağının içindeki kalıntılardır. Öte yandan şehir içinde ve çevresinde bulunan kale kalıntılarından şehrin geniş bir alana yayıldığı ve halkının Hıristiyanlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Şehir ve çevresinde çok sayıda kilise ve manastır yaptırılmış, ancak bu mabetler İslam-Bizans mücadelesi sırasında tahrip edilmiştir. Müslümanlar tarafından yaptırılan cami ve mescitler, Hıristiyanlarca aynı tarzda hareket edilerek yıktırılmıştır. Bizanslılar, Malatya’yı Sasanilere karşı bir hudut şehri olarak kullanmışlardır.
575 yılının sonbahar mevsiminde Sasanilerle Bizanslılar arasında büyük bir meydan savaşı olmuş, Sasani imparatoru I. Hüsrev yenilgiyi hazmedemeyerek intikam amacı ile şehri yakıp yıkmıştır. Uzun süre Bizanslılar ve Müslüman Araplar arasında el değiştiren Malatya, Avasım şehirlerinin merkezi durumuna getirilmiştir. Anadolu’da Fırat’ın doğu kısmi Müslümanların ilk istilası sırasında ele geçirilmiştir. Emeviler devrinde de bu fetih tamamlanarak Anadolu’nun güney bölümü olan Adana, Ceyhan ile Fırat arasındaki toprakların kontrolüne geçmiştir. Adana bölgesinin merkezi Tarsus, Fırat bölgesinin merkezi Malatya olmak üzere iki hudut valiliği kurulmuştur. Anadolu’nun tamamen Türkleşmesine kadar Malatya, Bizans ve Müslüman Araplar arasında paylaşılamayan bir merkez konumundadır. VII. yüzyıldan itibaren sürekli Arap akıncıların saldırısına uğramıştır. 1993 yılında Battalgazi ilçesinde Belediye hamam inşaatı hafriyatı sırasında ele geçen VII. Mikhael Dukas (1071-1078) dönemine tarihlenen altın sikkelerden anlaşıldığı kadarıyla bu eserler Malatya’da Bizans döneminin sonu olarak karşımıza çıkar.
Turizm Günlüğü