Turizmde Çözülmesi Acil Eylem Planında İnsan Kaynaklarının Önemi

En büyük nedende, okullarında aldıkları teorik eğitimlerini, pratikte izleyebilmek için yapmak zorunda oldukları staj dönemlerinde karşılaştıkları sorunlar.

Turizmde  Çözülmesi Acil Eylem Planında İnsan  Kaynaklarının Önemi
Bülent ÇAPAR İnkay Onursal Başkanı Emekli Eski İK Yöneticisi  (İnsan kaynakları Müdürü )

Turizmde  Çözülmesi Acil Eylem Planında İnsan  Kaynaklarının Önemi

Böylesini ilk kez görenler olarak, evlere kapandığımız, korku içinde acaba ne zaman eskiye döneceğiz diye düşündüğümüz bir dönemde bir şeyler yazmak, konsantre olmak zor.

Pandemi dönemi aslında sözün bittiği zaman gibi. Yazacaklarımın konusu hakkında öncelikle ilk aklıma gelen, İnkay başkanlığım döneminde, o zamanki Turizm Bakanı Sayın Erkan Mumcu’ya derneğimiz adına yazdığımız bir yazı aklıma geldi.

İzninizle Turizmin İnsan Kaynakları ile ilgili sorunları içeren bu yazıyı olduğu gibi paylaşıyorum. 

Sayın Erkan MUMCU

      Turizm Bakanı

               A N K A R A

05.02.2001

Sayın Bakan,

Bu yazıyı, ülkemiz turizminin beşiği Antalya Bölgesi İnsan Kaynakları Yöneticileri olarak, mesleğin tanıtımından, mesleki işbirliği yapmaya, çalışma hayatının vazgeçilmez unsurlarından olan insan gücünün etkin kullanımından, iş hayatının yasal bir düzeye oturtulmasına ve de sektördeki işgücüne bağlı sorunların çözümüne kadar bir dizi faaliyetlerde bulunmak amacıyla, Türkiye’de rekor sayılabilecek bir süre olan 10 yıl boyunca her ay sürekli toplandıktan sonra, 1998 yılında kurulmuş, 115 üyeli, İNKAY – İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği adına yazıyorum.

Antalya bölgesinin iş gücü ve yaşam sorunlarını çok iyi biliyoruz. Burada, bakkalından dev marketlere, çiftçisinden, tüccarına kadar herkes turizme ve turiste endekslidir. Turizm iyi gitmediği zamanlarda ilk önce çalışanlar işini kaybeder, esnaf iş yapamaz. Kısaca ekonomisi turizme dayalı tüm yerleşim birimleri gibi Antalya’da da hayat askıya alınır, her tarafta bir umutsuzluk havası esmeye başlar.

08.12.2000 tarihinde, Akdeniz Üniversitesi, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu ile birlikte “Turizm Sektöründe İnsan Kaynakları ve Sorunlar” konulu bir panel düzenledik. Bu panele öğrenciler ve halktan toplam 1000 civarında katılım oldu. Yazımız ekinde sunduğumuz sonuç bildirgesinde de görebileceğiniz gibi durum kaygı vericiydi.

Sayın Bakan; bizler turizm ile direkt ilgili olan işletme sahiplerinden çalışanlarına, tur rehberlerinden ören yerleri görevlilerine, acentelere kadar, hatta size kadar tüm ilgilileri turizmin insan kaynağı olarak görüyoruz. Bu kaynağın aynı amaca hizmet veren merkezi bir yapılanmaya ihtiyacı olduğu, işletmelerin işletilme standartlarından, fiyatlandırılmalarına, basit yöntemlerle verilen yıldızların en az birine insan kaynağının etkinliğinin ölçülmesinin eklenmesi (en azından insan kaynakları departmanının var olması ve testlere tabi tutulması), çalışanların iş güvencelerinin sağlanması (1475 sayılı iş yasası çağımızın çok uzağında kalmıştır ve turizm gibi bir sektöre asla hitap etmeyen bir yapısı vardır. Bu yüzdende uygulamalarda farklı yorumlar ve farklı uygulamalar çok fazladır) gibi bir yasal platforma oturtulmasını zorunlu görmekteyiz.      

TBMM’nde uzun süredir bekleyen “Türkiye Turizmciler Meslek Birliği Kanun Tasarısı“’nın olduğunu ve engellemelerle karşılaştığını biliyoruz. Bu taslak bizim bahsettiğimiz konuları kapsamıyor. Bu nedenle turizm deyince akla gelen tüm kaynakların haklarını ve sorumluluklarını belirleyici, sorunların çözümünü gerçekleştirecek bir “GENEL TURİZM YASASI”’na ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

Sayın Bakan; bizler İNKAY çatısı altında örgütlenmiş bulunan Antalya Bölgesi İnsan Kaynakları Yöneticileri olarak, yalnızca masa başında çalışarak değil, insanlarla iç içe geçerek, onların sorunlarını bizzat görerek, yaşama onların bakış açısından bakabilen meslek sahipleriyiz. Bu bilgi ve birikimlerimizi, konuya katılacak tüm kurum ve kuruluşlarla paylaşmaya, işbirliği yapmaya hazırız.

Sektörün, yetişmiş insan gücünü (ki henüz öğrenimde bulunan turizm öğrencileri buna dahildir) ekteki sonuç bildirgesinde bahsedilen sorunlar nedeniyle kaybetmeye başladığı bu dönemde yapılacak çok şey olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda bu yasa acil önem arz ediyor.

Sayın Bakan; önemli bir katma değeri kaybetmeyi engellemek için sizi, ülkemizi ucuz turizm cenneti yapmaktan çıkaracak, tarihimizin ve doğamızın gerçek değeri üzerinden pazarlanmasını sağlayacak, tüm turizmi belirli bir disiplin altına sokacak, geniş kapsamlı bir “GENEL TURİZM YASASI” için önderlik yapmaya çağırıyoruz.

Başarılarınızın devamlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

Bülent Çapar

İNKAY – İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği Başkanı

SONUÇ BİLDİRGESİ

İNKAY – İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği olarak 08.12.2000 Cuma günü, Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu ile ortaklaşa düzenlediğimiz “Turizmde İnsan Kaynakları ve Sorunlar” İsimli panelden çıkan sonuçlar:

  1. İnsan Kaynakları olgusuna yeterince değer verilmediği sonucuna varıldı.

İnsan Kaynakları Yöneticileri açısından :

  1. İnsan Kaynağına yeterince değer vermenin yolu öncelikle, İnsan Kaynakları Yöneticiliğine bakış açısından geçer. Bu departman oluşturulmadığı sürece ve çalışmaları etkinleştirilmediği sürece bakış açısı değişmez.
  2. Departman daha çok küçültülüp, muhasebe departmanlarına bağlı birimler haline getiriliyor. İşlev olarak çok farklı işler ve görüşler taşıyan bu departmanların birleştirilmesi yetişmiş işgücünün elde tutulmasını zorlaştıracağı sonucunu getiriyor.

        Öğrenciler ve çalışanlar açısından :

  1. Bu sektörün çekirdeğini oluşturan Turizm Okulları öğrencilerinin daha okul sıralarında bu sektörden soğudukları ve mesleği yapmayarak, başka işlere yöneldikleri gözlemlendi.

En büyük nedende, okullarında aldıkları teorik eğitimlerini, pratikte izleyebilmek için yapmak zorunda oldukları staj dönemlerinde karşılaştıkları sorunlar.

Öncelikle ucuz işgücü olarak görülmeleri, SSK v.s sosyal haklarından yoksun olma, tesislerde stajer gibi değil, normalin üzerinde çalıştırılarak, üzerlerinde diğer çalışanlarca baskı kurulmaları (alaylı – mektepli çatışması)

  1. Sektörün koruyucu yasaları olmadığından, en küçük bir dalgalanmada, çalışanların ya hizmet akitleri bitiriliyor, ya askıya alınıyor ya da ücretsiz izine gönderiliyor. Yıllık çalışma süresi en çok altı ay. Bu süre sonunda bu sektör çalışanlarının ne yapacakları ve ne de nasıl geçinecekleri sorgulanmıyor. Kesinlikle devlet güvencesi gerekiyor. Vakit geçirilmeden kısa vadede koruyucu yasalar getirilmeli, uzun vadede bir “Turizm İş Yasası” çıkarılmalı. Çünkü sektörde iş gören – işveren arasında tam bir güven bunalımı var.
  2. Koruyucu olması gereken sendikalar çok fazla etken değiller, İşverenlerce öcü gözü ile görülüyorlar, çalışanlar da korkularından üye olamıyorlar. 
  3. İmaj : Ülke olarak bir imaj sorunumuz var. Bunun nedenlerine çok fazla değinilmedi. Ancak genel anlamda siyasi bir durum olduğundan söz edildi. Din farklılığı önemli bir etken. Bu başlı başına bir panel konusu olabilir. İleride bu konu ile ilgili bir panel düşünebiliriz.
  4. “All Inclusive” denilen, herşey dahil sistemi :

Bu sistemi savunanlar da var, reddedenler de. Ama çalışanlara çok fazla şey katmadığı ortada.

  • Daha tesisin pazarlanması aşamasında, yeme içme ve konaklama dahil fiyat belli olduğu için, ekstra bir satış tekniği gerekmez. Dolayısı ile çalışanların becerilerini göstereceği veya geliştireceği bir ortam yoktur. Tesislerde bu sistemin kullanılmaya başlaması nedeni ile iş tatminsizliği yaşayan elemanlar sektörü bırakırlar. 
  • Gelen misafirler paraları sınırlı olanlardır. Dolayısı ile fazla getirileri yoktur.
  • Dışarıda bu işten ekmek yiyen esnaf, alışverişler olmayınca iş yapamaz.
  • Ekstra harcamalara yer yoktur. Dolayısı ile ucuz bir ülke imajı yaratır. Yeniden eski pahalı günlere dönmek isteseniz zorlanırsınız.
  1. 2001 sezonunun çok iyi olacağı ve hatta önümüzdeki 5 yıl için büyük beklentiler olduğu, bu anlamda işgücü planlamalarının şimdiden yapılması gereği ortaya çıktı.

Sonuç olarak; Sektör yetişmiş elemanı elinde tutmakta zorlanıyor. Bunun için acentelerden, pansiyonlardan başlayıp, 5 yıldızlı otellere, sistemin içinde yer alan tur operatörlerinden genel müdürlere kadar herkesin hak ve borçlarını içine alan hem yönlendirici, hem disipline edici ve kem de koruyucu bir GENEL TURİZM YASASI gereklidir, diyoruz.  

Bakanlığa yazılmış bu yazı ve panelden çıkan sonuç raporunu yukarıda sundum.

Yıl 2020, insan kaynakları, özellikle de sezonluk çalışanlar açısından değişen bir şey var mı, düşününüz.

Yazımı son dönemde yaptığımız bir çalışmamızdan bahsederek bitireyim.

Bundan yaklaşık 5-6 ay önce Turizm çalışanlarının sorunlarını içeren bir toplantıda İK Duayenleri ve İNKAY yöneticileri olarak bir toplantı yapmış ve bir sonuç raporu hazırlamıştık.

Bana göre bu raporun en önemli maddesi, turizmde çalışan sezonlukların durumu ile ilgili tavsiye kararımızdı.

Biz dedik ki, ülkemize gelen misafirlerden ayakbastı parası diye tabir edilen ve birçok Avrupa ülkesinde uygulandığı gibi, günlük 1-2 dolar alalım. Bu para tesislerce sezonlukların istihdamı için kullanılsın, en az 10 ay çalışmaları sağlansın, kalan 2 aylık dönemde de İŞSİZLİK FONU’ndan yararlandırılsın.

Raporumuz ilgililere ulaştı. Ancak son durum nedir bilmiyorum.

Bildiğim bir şey var ki, sezonluk çalışanların kısa çalışmaları önlenmeden, onların işsizlik fonundan yararlanmaları sağlanmadan Turizmin İnsan Kaynağı sorunları bitmez.

            Bülent Çapar

 Emekli Eski İK Yöneticisi